**---İslam  Yolum---**


Google
Sami Yusuf (İslam Yolum)
Sami Yusuf - Asma'u Allah -İslam Yolum-
İslam Yolum

İSLAM YOLUM

Neden islam, Ölüm çok yakın, Ahiret-Kabir hayatı, Hz.Muhammed (s.a.v) hakkında herşey... İslam Yolum
İslam yolum
İslam Yolum
İslam Yolum
İslam Yolum
Image Hosted by ImageShack.us
İslam Yolum


İslam Yolum



Bağlantılarım

Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel
Islami Siteler Listesi
ListeNur.de - islami siteler listesi
iSLAMi Toplist Blog Ekle
hosting

Dini100.Net
Image Hosted by ImageShack.us
Antispam

ATAMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ - YÜCE ÖNDER *MUSTAFA KEMAL ATATÜRK*

11/11/2007
Kategori: Dini Dosyalar

 

Bu sene; Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Cumhuriyet'in bekçisi Ulu Önder Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 69. yılı...

 

Türk ulusunun her zaman minnetle anacağı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyoruz..

 

Atatürk'ün sevdiği şarkıları kullanıcılarımızla paylaşarak; minnetimizi ve şükran borcumuzu biraz olsun ödeyebilelim istedik.

Rahat uyu Atam, biz hep buradayız!

 

 

--İSLAM YOLUM--


Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Firavun'un yardımcısı Haman, Kur'an'ın mucizesi oldu.

11/11/2007
Kategori: Dini Dosyalar

 

Yıllar geçtikçe ortaya çıkan gerçekler, Kur'an'daki her kelimenin belli bir hikmete göre kullanıldığını bizlere gösteriyor.

Kur'an her çağa ayrı mucizelerle hitap ediyor. Mesela, Firavun zamanı hakkında verilen bilgilerin arkeolojik çalışmalarda tek tek ortaya çıkması Kur'an'ın beşer üstü ve ilahi bir kitap olduğunu yepyeni mucizelerle ortaya koyuyor. "Haman" da bunlardan biri.

Kur'an'da Firavun'la birlikte adı geçen kişilerden biri "Haman"dır. Haman, Kur'an'ın 6 ayrı ayetinde, Firavun'un en yakın adamlarından biri olarak zikredilir. Buna karşılık Tevrat'ta Hz. Musa'nın hayatını anlatan bölümde değil de ondan yaklaşık 1100 sene sonra yaşamış ve Yahudilere zulmetmiş bir Babil kralının yardımcısı olarak geçer. Bunu gören oryantalistler "İşte Kur'an'da hata bulduk!" diye sevinirler. Ancak bu sevinçleri Mısır hiyeroglif yazısının çözülüp, eski Mısır yazıtlarında "Haman" isminin bulunmasıyla yarıda kalır. Eski Mısır dilinde yazılmış hiyeroglif kitabeler 18'inci yüzyıla kadar okunamıyordu. Çünkü, Hıristiyanlığın bölgede yayılmasıyla Mısır'ın eski inancı da dili de unutulmuştu. Hiyeroglif yazısının kullanıldığı bilinen en son tarih M.S. 394 yılına ait bir kitabedir. Bundan sonra bu dil unutuldu ta ki 1799 yılına kadar. Yazının sırrı, "Rosetta Stone" adı verilen ve M.Ö. 196 tarihine ait bir kitabenin bulunmasıyla çözüldü. Bu tabletin özelliği üç farklı yazıyla yazılmış olmasıydı: Hiyeroglif, demotik (hiyeroglifin el yazısı şekli) ve Yunanca. Yunanca metnin de yardımıyla tabletteki eski Mısır yazısı Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından tamamen çözüldü.

Hiyeroglifin çözümüyle çok önemli bir bilgiye daha erişilmiş oldu: "Haman" ismi gerçekten de Mısır yazıtlarında Hz. Musa (as) döneminde geçiyordu. Viyana'daki Hof Müzesi'nde bulunan bir anıt üzerinde bu isimden söz ediliyordu. Aynı yazıtta Haman'ın Firavun'a olan yakınlığı da vurgulanıyordu. (Walter Wreszinski, Aegyptische Inschriften aus dem K.K. Hof Museum in Wien, 1906, J C Hinrichs' sche Buchhandlung) Tüm yazıtlara dayanılarak hazırlanan "Yeni Krallıktaki Kişiler" sözlüğünde ise, Haman'dan "Taş ocaklarında çalışanların başı" olarak bahsediliyordu. (Hermann Ranke, Die Ägyptischen Personennamen, Verzeichnis der Namen, Verlag Von J J Augustin in Glückstadt, Band I, 1935, Band II, 1952)

Kur'an, her asrı bir mucizeyle selamlıyor



Fransız bilim adamı Prof. Dr. Maurice Bucaille "Haman" ismini bir Fransız Mısır bilimcisine verdi ve bu ismin Kur'an'da geçtiğini söylemeden, "7. yüzyıldaki bir Arap el yazmasından alıntı" olduğunu belirtti. Uzman, 7. yüzyıldaki bir Arap el yazmasına hiyerogliflere ait bir bilginin geçirilmiş olmasının mümkün olmadığını, fakat Firavun sarayının isim listelerine bakacağını söyledi. Sonra bakıldığında gerçek bir kez daha ortaya çıktı. Ortaya çıkan sonuç önemli bir gerçeği ifade ediyordu. Haman, Kur'an'a karşı çıkanların iddiasının aksine, aynen Kur'an'da geçtiği gibi Hz. Musa zamanında Mısır'da yaşayan ve Kur'an'da bahsedildiği gibi Firavun'a yakın ve inşaat işleriyle ilgili bir kişiydi: "Firavun dedi ki: 'Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım; çünkü gerçekten ben onu yalancılardan sanıyorum." (Kasas 38)

Eski Mısır yazıtlarında Haman'ın adının bulunması Kur'an aleyhindeki iftiraları boşa çıkarmakla kalmayıp, onun Allah katından olduğunu bir kez daha ortaya koyuyordu. Zira Kur'an'da indiği devirde ulaşılması ve çözülmesi mümkün olmayan bir tarihî bilgi mucizevî şekilde bizlere aktarılıyordu.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Nasıl Bir Müslüman Olmak İsterdiniz?

9/10/2007
Kategori: Dini Dosyalar

Nasıl Bir Müslüman Olmak İsterdiniz?

 

Allahu teala insanı kendi kendini beğenir şekilde yaratmıştır. Her insan önce kendi nefsini beğenir, sonra sıra başkasına gelir.

Bunun büyük bir hikmeti vardır. Zira insan kendini beğenmese kendisiyle barışık olamaz, mutluluk duyamaz. Beğenmediği biriyle iç içe olmak insanı bedbaht eder, hayatı zehir olur.

Bundan dolayıdır ki, aklı harman etmişler de herkes kendi aklını beğenmiş, derler. İnsanın yaratılışını böyle anlatmış olurlar. Nitekim yapılan bir ankette toplumun her katmanından insana sormuşlar:
– Bir sabah istediğiniz insan olarak kalkmanız mümkün olsaydı kim olarak kalkmak isterdiniz? Kim olmayı tercih ederdiniz?

Cevap yaratılışın gereğidir:
– Kimse gibi olmak istemezdim, yine ben olmayı tercih ederdim.

Evet, insanı böyle kendini beğenir şekilde yaratmıştır Rabbimiz. İnsan kendi kendisiyle barışık olsun için... Ancak, insan ne kadar kendini beğense de yine bir kısım fazilet ve meziyetlerde eksiği olduğunu da kabul eder, onları da nefsinde toplamayı arzular.

İşte burada ben bir soru sormak istiyorum sizlere:
– Siz de bir kısım faziletlerde eksiğiniz olduğunu düşünüyor, onlara sahip olmayı arzuluyor musunuz? Şayet öyle ise, birtakım fazilet ve meziyetlerde eksiklerinizin olduğunu kabul ediyor da, onlara sahip olmayı arzuluyorsanız, nelere sahipolmayı arzuluyor, nasıl bir Müslüman olmayı hayal ediyorsunuz? Ahlâkınız, hizmetiniz nasıl olmalı?

Vehbi Yıldız Hoca bu soruların cevabını düşünmüş, nasıl bir Müslüman olmayı istediğini İrfan Ordusu kitabının sonunda güzel bir üslupla dile getirmiş. Bize de örnek olur diye aynen buraya alıyoruz. Buyurun birlikte okuyalım. Bakalım bize de mesaj var mı bu dileklerde. Biz de böyle olmayı istiyor muyuz kendi içimizde.

Keşke! diye başlamış Vehbi Hoca:
Keşke az konuşsa, az uyusa, az yese idim.

Fakat çok Kuran okusa, çok hadis öğrense ve çok fıkıhla uğraşsaydım ve öğrendiklerimi hem tatbik etseydim, hem de etrafıma neşretseydim. O kadar ki, Cenab–ı Hakkın esmâsını, Kuran–ı Kerimi ve Sünnet–i Nebeviyeyi her haliyle anlatan bir dil kesilseydim.

Keşke başta kendi nefsimi terbiye etse idim. Fakat kendimle yetinmeyip yeni neslin de terbiye ve ıslahı istikametinde gayret gösterse idim. Öğrendiklerimi hemen gidip çevremdekilere anlatsa ve etrafa tebliğ etseydim.

Keşke sadece şahsî noksan ve kusurlarımı görseydim ve onların telâfisi için çalışsaydım. Fakat benden gayri hiç kimsenin noksan ve kusurlarına bakmasa idim. Hatta görmese ve düşünmese idim.

Keşke kimseye karşı içimde gıll–ü gış (iç dedikodusu) olmasa idi, kimseye kin beslemeseydim ve hiç bir Müslümanla münakaşa etmeseydim.

Ne kadar da sık dokuyorum.
Keşke bunu kendi nefsim için yapsaydım da başkaları için çok müsamahalı davransaydım.
Keşke kendimi büyük görmeseydim ve büyüklere ait tavırlara girmeseydim. Bir mecliste kavlen ve fiilen hakim ben olmasaydım. Ferdlerden bir ferd olsaydım. Ancak sorulunca veya müsaade edilince konuşsaydım. Bunun dışında hep sükut etseydim.

Keşke iman eseslarını, Kuran hakikatlerini ve sünnet düsturlarını hem dilimle, hem de halimle neşretmeyi hayatımın gâyesi yapsaydım ve öyle yaşasaydım.

Keşke Resûl–i Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem ile sahabe–i kiramı (Radıyallahü anhüm) çok iyi tanısaydım. Onları candan sevseydim ve onlara benzemeye çalışsaydım.

Keşke her şeyimde sadece Yüce Allah (cc)ın rızasını gözetseydim ve mükâfât olarak onunla yetinse, Onun rızasını kafi bulsaydım.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kadir Gecesini Nasıl İhyâ Edelim?

5/10/2007

Kadir Gecesini Nasıl İhyâ Edelim?

     Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyorlar:
     "Kim Kadir gecesinde -(sevabına) inanarak, ihlâs ile- kâim olursa (o geceyi ibâdetle ihya ederse) geçmiş günahları yarlığa-nır." (Kütüb-ü Sitte)
     Kadir gecesi, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı bir gecedir.
     "Belirtilen mübarek gecelerde (Kadir gecesinde), ümmet için kılınacak özei bir namaz nasslarda bulunmamakla birlikte, bu gecelerin fazîleti ve yapılacak duaların kabul edilme ümîdinin fazla olması sebebiyle diğer gecelere göre daha iyi bir şekilde bunların ihya edilmesi gerekir. Özellikle kaza namazı kılma, gece namazını arttırma, Kur'ân-ı Kerîm okuma, tesbîh, zikir ve dua ile bu geceleri ihya etmelidir. Diğer yandan (diğer mübarek gecelerin) gündüzlerini oruçla geçirmek, hakkı bulunan kimselerle helâllaşmak, yoksulları gözetmek, hayır hasenat yapmak da bu günleri en güzel ihya şeklidir. Bu gecelerde nafile namazın en az iki rekat olmak üzere, istenildiği kadar kılınması büyük ecir kazandırır.
     Hazret-i Âişe -radıyallâhü anhâ- validemizin:
     -Ey Allah'ın Resulü! Bir gecenin Kadir gecesi olduğunu an-larsam, nasıl duâ edeyim? sorusuna karşılık, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin şu şekilde duâ etmesini tavsiye ettiği bildirilmiştir:
     "Allâhümme inneke afüvvün, tuhibbül af ve fa'fü annî."
     "Allâhım! Şüphesiz sen affedicisin, afvı seversin. Beni afv et!"
     Bu duaya mübarek gecelerde (özellikle Kadir gecesinde) çokça devam etmelidir, (islâm ilmihali, Hamdi Döndüren s: 358)
     Ramazan'ın son on gecesinde Kadir gecesini bulup, ihya etme ümîd ve arayışıyla ibâdet, duâ ve niyazlarımızı arttırmamız ne güzel olur.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DUA AYI RAMAZAN

14/9/2007
Kategori: Dini Dosyalar

Dua ayı Ramazan


Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

Her oruç tutan kulun iftar vaktinde kabul olunacak bir duası vardır. Duasının karşılığı mükâfat olarak ya dünyada verilir veya âhirette ebedî bir surette ihsan edilir.” (Kenzü’l-Ummal, 3:328)


Ramazan dua ayıdır. Mübarek gecelerde, üç aylarda, bilhassa Ramazan’da edilen dualar kabule yakın dualardır.

İftar saati ise kulun Allah’a yaklaştığı, Onun emrini yerine getirmenin sevincini yaşadığı bir zaman dilimidir.

Mü’min oruç tutarak hata ve kusurlardan temizlenmiş, bütün kalbiyle Yaratıcısına bağlanmıştır. İşte bu anda kul elini açıp, Rabbine yalvarırsa eli boş dönmeyecektir.

Arzularına ya aynen dünyada kavuşacak, mükâfatını peşin görecek veya daha güzel bir surette âhiretine ve ebedî hayatına bir nur olarak gönderecektir.

Çünkü Cenab-ı Hak, kulunun ihtiyacını daha iyi bilir; hakkında nasıl hayırlıysa, duasını ona göre kabul eder.

Zikir ayı Ramazan


Hz. Ömer Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ek-rem Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

Ramazan günlerinde zikirle meşgul olanlar mağfiret edilir, o günlerde Allah’tan dilekte bulunanlar da eli boş dönmezler.” (Kenzü’l-Ummâl, 8:464)


Ramazan, zikir ve duanın bol edildiği bir mevsimdir. Ramazan boyu oruç tutan mü’minler, gecelerini ve gündüzlerini zikirle geçirirler. Hem hal ve hareketleriyle, hem de ağız ve dilleriyle Allah’ı anarlar, kalp ve ruhlarını dinlendirirler.

Bu arada hem dünyaya ait ihtiyaçlarını, hem de âhirete ait beklentilerini istemek için Rablerine ellerini ve gönüllerini açarlar. Bilirler ki, bu ay dileklerin kabul olunduğu, ihtiyaçların karşılandığı, beklentilerin cevaplandığı nurlu bir aydır.

Bu arada zikrin değişik ve çeşitli şekillerini farklı zaman ve mekanlarda arttırmaya çalışırlar.

İbni Ömer Radiyallâhu Anhümânın rivayet ettiği şu hadis-i şerifte Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem zikrin çeşitlerini ifade ederler:

Kim Ramazan ayında sessizlik ve sükunet içinde bir gün oruç tutarsa, tekbir getirir, kelime-i tevhit okur, Allah’a hamd eder, helali helal, haramı da haram bilirse, Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar.” (Kenzü’l-Ummâl, 8:482)


Bu ayda oruçla melekleşen bir mü’min, meleklerin dillerinden düşürmedikleri tekbirleri, kelime-i tevhitleri, hamd ve salavatları, tesbih ve istiğfarları tekrarlayarak hem manevî kir olan günahlarından temizlenirler, hem de Allah’ın rızasını elde etmeye çalışırlar.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
-->
İslam Yolum
Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu Ramazan Boyunca İftar ve Sahur Programları ile
Nihat Hatipoğlu (İslam Yolum)


STAR TV'DE
İslam Yolum


İftar Programı : 18:10'da Sahur Programı: 03:50'de